Turkish News Agency - TNA - THA

Turkish News - Türk Haber Ajansı - Haberler

Saturday, 04.05.2025, 01:19 PM (GMT)

News - Haberler

"Fenerbahçe Boupendza'yıistiyor"

"Fenerbahçe Boupendza'yı istiyor" Krasnodar ile anlaşamayan Aaron Boupedza için flaş bir iddia ortaya atıldı. Bu sezon Süper Lig'i sallayan Gabonlu forvetin adı transfer dedikodularından çıkmıyor. Geçtiğimiz günlerde Krasnodar'ın kapısından dönen 24 yaşındaki forvetin adı şimdilerde Fenerbahçe ile anılıyor.FENERBAHÇE BİR TEKLİF YAPTIHatayspor Basın Sözcüsü Rahmi Vardı konuyla ilgili "Türkiye'den Fenerbahçe açık açık Boupendza'yı istiyor. Fenerbahçe iyi bir teklif yaptı" dedi. Gabonlu golcü sezonun geri kalanında çıktığı 23 maçta 18 gol attı. cumhuriyet.com.tr

Bill Gates'ten 'Bitcoin' açıklaması

Türkçe Haberler En Son Başlıklar Bill Gates'ten 'Bitcoin' açıklaması Microsoft'un kurucusu Bill Gates, Clubhouse üzerinden yapılan bir sohbette bugüne kadar Bitcoin'e yatırım yapmadığını, kripto para biriminin kendisine göre olmadığını söyledi. Getty ImagesMicrosoft'un kurucusu Bill Gates, Clubhouse üzerinden yapılan bir sohbette bugüne kadar Bitcoin'e yatırım yapmadığını, kripto para biriminin kendisine göre olmadığını söyledi.Gates bunun yerine üretim yapan şirketlere yatırım yapmayı tercih ettiğini söyledi ve buna örnek olarak sıtma ve kızamık aşılarını gösterdi.Dünyanın en zenginleri arasında yer alan Gates bu sohbet öncesi Bloomberg'e verdiği bir söyleşide de, Elon Musk'ın kripto para birimine karşı ilgisi hakkında konuştu.Gates "Elon'dan daha az paranız varsa dikkatli olmanız gerek. Onun çok parası var ve çok sofistike bir insan, o yüzden onun Bitcoinleri için endişe etmiyorum" dedi.Bitcoin'in değeri Elon Musk'ın kurucusu olduğu Tesla'nın 1,5 milyar dolarlık alımı sonrası yüzde 50 yükselmiş, ardından da yüzde 20 düşmüştü.ABD Hazine Bakanı Janet Yellen da Bitcoin'in manipülasyona açık "işlem yapmak için son derece verimsiz bir para birimi" olduğunu söylemişti.Bill Gates'in Bitcoin'e eleştirel yaklaşımı bir süredir biliniyor.2018'de CNBC'ye verdiği bir söyleşide, elinde olsa açığa Bitcoin satacağını söylemişti.Açığa satış, bir kişinin elinde olmayan bir ürünü ödünç alarak satıp, fiyatı düşünce geri alıp sahibine iade etmesine deniyor.2018'de Bitcoin'in değeri 20 bin dolara yaklaştıktan sonra 3 bin 200 dolara kadar gerilemiş, 2019'da tekrar 10 bin bandının üstüne çıkmış ve son birkaç ayda da hızlı bir şekilde 5 bin dolar seviyesinden 50 bin dolar seviyesinin üstüne çıkmıştı. BBC Türkçe

Yusuf Yazıcı'nın Avrupa Ligi gururu!

Yusuf Yazıcı'nın Avrupa Ligi gururu! Yusuf Yazıcı, UEFA Avrupa Ligi'nde bir sezonda en çok gol atan Türk futbolcu oldu. Fransa'nın Lille takımında forma giyen Yusuf Yazıcı, Avrupa futbolunun kulüp düzeyindeki iki numaralı organizasyonu UEFA Avrupa Ligi'nde bir sezonda en fazla gol atan Türk futbolcu oldu.UEFA Avrupa Ligi'nin son 32 turu rövanşında Lille, Yusuf Yazıcı'nın gol attığı maçta Ajax'a 2-1 mağlup olarak turnuva dışında kaldı.Kupada bu sezonki gol sayısını 7'ye yükselten Yusuf, Benfica'dan Pizzi ile birlikte sezonun en skorer ismi konumuna geldi.Milli futbolcu ayrıca, UEFA Avrupa Ligi'nde bir sezonda en çok gol atan Türk futbolcu unvanını aldı.Grup aşamasındaki Sparta Prag ve Milan maçlarında "hat-trick" yapan 24 yaşındaki futbolcu, iki kez haftanın en iyi oyuncusu seçilmişti.Yusuf'un Fransa Birinci Futbol Ligi'nde (Ligue 1) oynadığı 22 maçta da 7 golü bulunuyor. AA

Turizm: Yunanistan'dan AB'ye aşıpasaportuçağrısı

Turizm: Yunanistan'dan AB'ye aşı pasaportu çağrısı Yunanistan, turizm endüstrisinin canlanması amacıyla AB ülkelerine ortak bir aşı pasaportu geliştirme çağrısı yaptı. Öneri Avusturya'nın da desteğini aldı. Getty ImagesYunanistan, turizm endüstrisinin canlanması amacıyla AB ülkelerine ortak bir aşı pasaportu geliştirme çağrısı yaptı. Öneri Avusturya'nın da desteğini aldı.Aşı pasaportu sayesinde aşı olmuş kişilerin karantina ve benzeri kısıtlamalara takılmadan AB içinde serbestçe seyahat edebilmesi amaçlanıyor.Yunanistan İsrail ile dünya üzerinde bir ilke imza atarak karşılıklı aşı pasaportu uygulaması başlatmış ve aşı olan turistlerin serbestçe seyahat etmesine izin vermişti. Halkının yüzde 90'ından fazlasını aşılayan İsrail bu alanda açık ara dünya lideri konumunda.Yunanistan ve Avusturya'nın önerisi Perşembe günkü sanal AB liderler zirvesinde gündeme geldi.Fakat bu öneriye karşı çıkanlar da var.AB'nin en büyük nüfusa ve ekonomiye sahip olan iki ülkesi Almanya ve Fransa, aşı olan bir kişinin hastalıktan korunmasına rağmen virüsü bulaştırıp bulaştıramayacağı konusunda yeterli veri olmadığını ve bu yüzden henüz böyle bir karar almanın doğru olmayacağını düşünüyor.Öte yandan aşı olan bir azınlık serbestçe seyahat edebilirken aşılamada öncelikli olmayan gençlerin uluslararası seyahatinin kısıtlanmasının da ayrımcılık olacağını düşünenler de var.İngiltere, Güney Afrika ve Brezilya'daki gibi varyantların dolaşımının artmasıyla aşıların etkisinin azalacağı ve insanların yenilenmiş bir doz aşıya daha ihtiyaç duyacağına dair endişeler de bu fikrin önündeki bir diğer engel.Fakat Yunanistan ve İsrail'in yaptığı gibi Danimarka ve İsveç de birbirleri arasında benzer bir uygulamaya gitmeyi düşünüyor.Önerileriyle ilgili BBC'ye konuşan Yunanistan Başbakan Yardımcısı Akis Skertsos aşı pasaportunun "kesinlikle ayrımcı olmadığını" söyledi.Bu plana göre aşı olmayan turistlerin de yazın Yunanistan'a gidebileceğini söyleyen Skertsos, onların yalnızca daha yavaş bir süreçten geçmesi gerekeceğini, test olup ihtiyaç halinde karantinaya alınacağını ekledi.Yunanistan'ın yanı sıra Kıbrıs da Covid-19 testi negatif çıkan İsrailli turistleri bu yaz ülkeye alacağını açıkladı.Yunanistan Turizm Bakanı Haris Theoharis bu yaz İngiltere ile de benzer bir anlaşma yapabileceklerini açıkladı. Fakat İngiliz hükümeti henüz aşı pasaportu uygulamaya karar vermediği gibi uluslararası seyahatlere izin vereceği tarihi de açıklamadı.Yunanistan'ın turizm sektörünün cirosu 2019'da 18 milyar eurodan 2020'de pandeminin etkisiyle 4 milyar euroya geriledi.Yunanistan ekonomisinin beşte birini oluşturan turizm sektörü ülkedeki her beş iş imkanından birinin de kaynağı.Konuyla ilgili Twitter'dan bir açıklama yapan Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz da dijital bir aşı pasaportunu desteklediklerini söyledi:"Cep telefonunuzdaki bir uygulama ile test yaptırıp yaptırmadığını, aşı olup olmadığınız veya daha önce hastalığı geçirip geçirmediğini görülebilir."Amacımız kısıtlamaların daha fazla uzamasının önüne geçmek ve AB içinde tekrar seyahat özgürlüğü sağlamak."Almanya Başbakanı Angela Merkel ise sınırlar ve ulusal sağlık sistemlerinde kullanılacak bir veri sistemi kurmanın üç ay alacağını söyledi.Merkel gelecekte böyle bir fikrin değerlendirmeye alınabileceğini ekledi.Koronavirüs pandemisinde üçüncü dalgayla başa çıkmaya çalışan bazı AB ülkeleri, sınırlarında tek taraflı olarak aldıkları önlemler nedeniyle Avrupa Komisyonu'nuyla da karşı karşıya geliyor.Son olarak Almanya Avusturya ve Çekya ile olan sınırlarında kontrollere başlaması nedeniyle Avrupa Komisyonu'na şikayet edildi.Perşembe akşamı düzenlenen AB liderler zirvesinde yavaş ilerleyen aşılama sürecinin hızlandırılması için neler yapılabileceği de konuşuldu.AB geçen haftalarda, söz verdiği miktarda aşıyı temin edememekle suçladığı AstraZeneca şirketiyle kamuoyu önünde tartışma yaşamıştı.Komisyon Eylül ortasına kadar AB nüfusunun en az yüzde 70'ini aşılamayı umuyor. Bu oran henüz yüzde 10'a ulaşmadı. BBC Türkçe

John Geddert: Cinsel taciz ve insan ticaretiyle suçlanan ABD Olimpiyat antrenörüölübulundu

John Geddert: Cinsel taciz ve insan ticaretiyle suçlanan ABD Olimpiyat antrenörü ölü bulundu ABD Kadın Jimastik Takımı'nın eski olimpik antrenörü John Geddert'in, hakkında cinsel taciz ve insan ticareti suçlamaları içeren bir iddianamenin hazırlanmasından saatler sonra intihar ettiği açıklandı. Getty ImagesGeddert 2012 Olimpiyatları'nda ABD Kadın Jimnastik Takımı'nın antrenörüydüABD Kadın Jimastik Takımı'nın eski olimpik antrenörü John Geddert'in, hakkında cinsel taciz ve insan ticareti suçlamaları içeren bir iddianamenin hazırlanmasından saatler sonra intihar ettiği açıklandı.Michigan Başsavcısı Dana Nessel, Geddert'in Perşembe öğleden sonra öldüğünü doğruladı.Perşembe sabahı Geddert'e 24 ayrı suçlama yönelten bir iddianame hazırlanmıştı.Jimnastik takımını 2012 Olimpiyatları'na hazırlayan ekipte olan Geddert, yüzlerce atlete cinsel taciz suçundan hüküm giyen takım doktoru Larry Nassar ile yakın bir isimdi.Nassar 2018'de 250'den fazla genç kadını taciz ettiği gerekçesiyle 300'den fazla yıl hapis cezası almıştı.63 yaşındaki Geddert Michigan'da Nassar'ın takım doktoru olarak çalıştığı antrenman tesisinin sahibiydi.Nassar'a karşı 2018'deki davada ifade veren birden fazla jimnastikçi Geddert'in de kendilerini taciz ettiğini söylemişti.Geddert'in Perşembe günü karakola teslim olması bekleniyordu. İntihar ettiği de, karakola gelmemesi üzerine evine giden yetkililer tarafından bulundu.Başsavcı Nessel "İçinde yer alan herkes için trajik olan bu hikaye, trajik bir şekilde son buldu" dedi.Yöneltilen suçlamalar neydi?Geddert'e yöneltilen suçlamalar arasında "birden fazla genç kadına yönelik sözlü, fiziksel ve cinsel taciz" vardı.Şikayetçiler arasında 13 ve 16 yaşında gençler de vardı.İddianamede "Atletleri sakatlanacak veya zarar görecekleri kadar ekstrem koşullarda zorla çalıştırdığı" gerekçesiyle 14 insan ticareti suçlaması da yer alıyordu.Savcılık Geddert'i 2016'da Nassar soruşturmasında yalan söylemekle de suçluyordu.ABD'de jimnastik dalındaki skandallar ne durumda?ABD Jimnastik Federasyonu Ocak 2020'de Nassar'ın istismar ettiği atletlere 215 milyon dolar tazminat ödeme planını açıklamıştı.Federasyon Başkanı Li Li Leung "Atletlerimiz ve topluluğumuzun bize güvenini ne kadar derinden kırdığımızın farkındayız ve bu güveni geri kazanmak için çok çalışıyoruz" demişti.Fakat ABD'nin en fazla ödül kazanan jimnastikçisi Simone Biles'ın da aralarında olduğu çok sayıda kişi, federasyonun yaşananların sorumluluğunu yeterince üstlenmediği görüşünde.Nassar'ın istismar ettiği atletler arasında yer alan 23 yaşındaki Bilas, bağımsız bir soruşturm talep ediyor.Geçen hafta CBS televizyonuna konuşan Biles "Onlara madalyalar getiriyoruz. Üzerimize düşeni yapıyoruz. Bunun karşılığında siz üzerinize düşeni yapamıyor musunuz? Bu mide bulandırıcı" demişti. BBC Türkçe

İnsanlığın yok olma ihtimali 100'de 1'den nasıl 6'da 1'e yükseldi?

İnsanlığın yok olma ihtimali 100'de 1'den nasıl 6'da 1'e yükseldi? 20. yüzyılda kazara insanlığın sonunu getirebilecek pek çok an yaşandı. BBC'den Richard Fisher bu anları ve insanlığı bekleyen tehlikeleri aktarıyor. Getty Images1960'ların sonunda Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi NASA, tüm insanlığın kaderini değiştirebilecek bir ikilemle karşı karşıyaydı.Apollo 11'le Ay'a giden astronotlar Dünya'ya geri dönmüş, Büyük Okyanus'ta yüzen kapsülün içinde sıcaktan bunalan astronotlar dışarı çıkarılmayı bekliyordu.Küçük de olsa astronotların ölümcül uzay mikroplarını Dünya'ya getirmesi riski vardı. Ama NASA, üç ulusal kahramanını kapsülde bekletmeme kararı aldı.Bundan onlarca yıl önce, bir grup bilim insanı ve askeri yetkililer de benzer bir kaygı yaşamıştı.İlk atom bombası denemesini izlemeyi beklerken bunun bir felaketle sonuçlanma ihtimalinin farkındaydılar.Bu deneyleri, yanlışlıkla atmosferi tutuşturabilir, gezegendeki tüm yaşam sona erebilirdi.Dünyanın kaderini elinde tutanlarGeçtiğimiz yüzyılda az sayıda insan böylesine sayılı anlarda dünyanın kaderini elinde tuttu.Çok küçük de olsa topyekün bir felaketin yaşanması ihtimali vardı. Sadece kendi hayatlarını değil, her şeyi sonunu getirebilecek bir ihtimal.İnsanlık, 20. yüzyılın ortalarında uzaya araç ve insan gönderme planları yapmaya başladığında kontaminasyon (mikrop bulaşması, kirlenme) konusu gündeme geldi.İlk olarak "gidiş" kontaminasyonu korkusu yaşandı. Yani Dünya'daki organizmaların kazayla kozmosa taşınması riski.Uzay araçlarının fırlatılmadan önce sterilize edilmesi, her şeyin dikkatli bir şekilde paketlenmesi gerekiyordu. Uzay aracına mikropların girmesi, dünya dışı yaşamın izlerini bulma çabalarına zarar verebilirdi.Ve uzayda dünya dışı organizmalar varsa, bunlar Dünyalar Savaşı filminin sonundaki gibi uzaylılarla aynı akıbeti yaşayabilir ve Dünya'ya özgü mikrop ve bakteriler tarafından öldürülebilirlerdi.Bu kaygılar, geçmişte olduğu gibi, günümüzde yani Uzay Yarışı çağında da geçerliliğini koruyor.Getty Imagesİkinci kaygı ise "dönüş" kontaminasyonu riskiydi. Astronotlar, roketler ve uzay araçlarının, Dünya'daki yaşamı yok edecek ve oksijenimizi tamamen bitirebilecek organizmaları Dünya'ya getirebileceğinden korkuluyordu.NASA, Apollo'nun Ay yolculuklarının planlamasında bu olasılığı dikkate almak zorundaydı. Astronotlar Dünya'ya tehlikeli bir şey getirebilir miydi? O dönemde bunun yüksek bir olasılık olmadığı düşünülüyordu.Zira Ay'da yaşam olduğunu düşünenlerin sayısı azdı. Ama sonuçları çok ağır olabileceği için bu senaryonun araştırılması gerekiyordu.Dönemin bu alanda öde gelen bilim insanlarından olan Carl Sagan, "Apollo 11, yüzde 99 ihtimalle Dünya'ya Ay organizmaları getirmeyecek. Ama yüzde 1'lik bir ihtimal bile göz ardı edilemeyecek kadar büyük" demişti.NASA, kimi durumlarda biraz gönülsüz olarak da olsa bazı karantina önlemleri aldı.ABD Kamu Sağlığı Kurumu, planlanandan daha sıkı önlemler alması için NASA'ya baskı yaptı, kontamine olmuş astronotları sınırdan geri çevirme yetkisi olduğunu hatırlattı.Kongre oturumlarının ardından, NASA, astronotların kapsülden çıkarılacakları gemide çok masraflı bir karantina merkezi kurmayı kabul etti.Ayrıca Ay kaşiflerinin aileleriyle buluşmaları ve Başkan'la el sıkışmalarından önce üç hafta kendilerini izole etmeleri kararlaştırıldı.Fakat Duke Üniversitesi öğretim üyesi Jonathan Wiener'a göre karantina prosedüründe büyük bir boşluk vardı.Asıl protokolde astronotların suya indikten sonra kapsülde kalmaları öngörülüyordu.Ama NASA'nın, astronotların sıcak, sıkışık ve dalgalarla sallanan bir kapsülün içinde beklemesi konusunda endişeleri vardı. Yetkililer, kapsülün kapısını açmaya karar verdi. Astronotlar önce bir bota ardından da helikoptere alındı.Üzerlerinde biyokontaminasyon giysileri olan astronotlar gemideki karantina merkezine getirilmişlerdi ama denizdeki kapsülün kapağı açılır açılmaz içerideki hava dışarı çıktı.Neyse ki Apollo 11, dönüşünde dünya dışı organizmalar getirmemişti. Ama getirseydi, astronotların kısa vadeli konforlarını öne koyma kararı, o kısa zaman aralığında organizmaların okyanusa karışmasına neden olabilirdi.Nükleer yok oluşO tarihten 24 yıl önce bilim insanları ve ABD hükümeti, benzer bir dönüm noktasındaydı. Zira küçük ama felaketle sonuçlanabilecek bir risk söz konusuydu.1945'teki ilk atom bombası denemesinden önce Manhattan Projesi'nde görevli bilim insanları ürpertici bir olasılığa dikkat çekti. Ortaya attıkları senaryolardan birinde "fisyon" patlamasında açığa çıkacak büyük ısının bir füzyonu tetikleyebileceğinden söz ediliyordu.Bir başka ifadeyle bu deneme, atmosferi ateşe verebilir, okyanusları yok edebilir ve Dünya'daki yaşamın çoğunu sona erdirebilirdi.Daha sonra yapılan çalışmalar bunun çok mümkün olmadığını ortaya koydu. Ama son dakikaya kadar bilim insanları analizlerini defalarca gözden geçirmek zorunda kaldı.Sonunda Trinity denemesinin zamanı geldi ve yetkililer devam kararı aldı.Getty ImagesParlama düşünülenden daha uzun ve daha güçlü olduğu için denemeyi izleyen ekipten Harvard Üniversitesi Rektörü James Conant, korktuklarının başlarına geldiğini düşündü.Conant'ın ilk baştaki hayreti bir anda korkuya dönüştü.Rektörün torunu Jennet Conant, Washington Post gazetesine "Bomba patladığında bir felaketi tetiklediklerini düşünüyordu. Kendi ifadesiyle dünyanın sonunun gelişini izliyorlardı" dedi.İnsanlık için dönüm noktasıOxford Üniversitesi öğretim üyelerinden felsefeci Toby Ord'a göre bu insanlık tarihi açısından önemli bir noktaydı.Trinity denemesi 16 Temmuz 1945'te saat 05.29'da yapılmıştı.Ord, "Precipice" (Uçurum) adlı kitabında bunu "insanlık için, kendi kendimizi imha etme kabiliyetimiz konusunda kademe atladığımız bir dönemin başlangıcı" diye niteliyor. Ord, "Bir anda Dünya'nın tüm tarihi boyunca görülmemiş sıcaklıklar yaratacak kadar büyük bir enerji açığa çıkarıyoruz" diyor.Toby Ord'a göre Manhattan Projesi'nde görevli bilim insanlarının titizliğine karşın bu hesaplamalar konuya taraf olmayan diğer uzmanlarla paylaşılmadı.Sadece hükümete değil seçilmiş herhangi bir kişiye de bu risklerden söz edildiğine dair bir kanıt yok. Bilim insanları ve askeri liderler kendi başlarına karar aldı.Ord'a göre 1954'teki bir nükleer denemede büyük bir hata yapıldı, 6 megatonluk patlama beklenirken 15 megatonluk bir patlama meydana geldi.Savunmasız bir dünya21'nci yüzyılın koşullarıyla, o dönemde alınan kararları sorgulamak şüphesiz kolaycılık olur.Günümüzde kontaminasyon ve Güneş Sistemi'ndeki yaşamla ilgili çok daha fazla bilimsel bilgi var ve Müttefikler'le Naziler arasındaki savaş geride kaldı.Günümüzde artık kimse bu tür riskler almaz değil mi?Maalesef öyle değil. Kazayla ya da başka türlü, bir felaketin gerçekleşme riski eskidekine kıyasla daha fazla.Getty ImagesKabul etmemiz gerekiyor ki uzaylıların dünyayı yok etmesi, bugün karşı karşıya olduğumuz en büyük tehdit değil.'Nükleer kış'Uzaylılardan kaynaklanabilecek "dönüş" kontaminasyonuna karşı "gezegeni koruma" politikaları ve laboratuvarlar var.Ancak bu düzenlemeler ve prosedürlerin Güneş Sistemi'ndeki diğer gezegenler ve uydulara yapılacak özel yolculuklarda nasıl uygulanacağı belli değil.Uzaylılardan gelebilecek tehdide ilave olarak, kendi varlığımızı galaksiye ilan etmek, uzaylılarla felaketle sonuçlanabilecek bir karşılaşma riskini de beraberinde getirebilir. Özellikle de onlar daha gelişmişse.Tarih bize teknolojik açıdan daha üstün kültürlerle karşılaşan toplumların başına kötü şeyler geldiğini gösteriyor. Örneğin Avrupalı yerleşimcilerle karşılaşan yerli halkların kaderi.Daha kaygı verici olansa nükleer silahlardan kaynaklanan tehdit. Belki atmosferin tutuşması imkansız ama dinozorları dünyadan silen iklim değişikliğine benzer bir "nükleer kış" pekala mümkün.İkinci Dünya Savaşı sırasında nükleer silahlar topyekün bir felaketi tetikleyecek kadar yaygın ve güçlü değildi. Ama şimdi durum farklı.Ord'a göre 20. yüzyılda insanların neslinin sona ermesi olasılığı yüzde 1'di. Ord şimdi bu olasılığın daha yüksek olduğuna inanıyor.Her zaman var olan doğal varoluşsal risklere ek olarak son dönemde insan kaynaklı potansiyel risklerin arttığına dikkat çeken Ord, nükleer tehdidin yanı sıra, "aykırı" yapay zeka olasılığının belirdiğini, karbon emisyonlarının hızla arttığını, ayrıca günümüzde virüslerin biyolojisine müdahale edip, bunları daha ölümcül hale getirebileceğimizi vurguluyor.Covid-19 salgınının bize gösterdiği gibi küresel bağlar, yanlış bilgi ve siyasi uzlaşmazlık konusunda daha savunmasız bir konuma geldik.Ord, "Tüm bildiklerime dayanarak söylüyorum bu yüzyıldaki risk 6'da 1. Yani Rus ruleti. Birlikte hareket etmezsek, gücümüzdeki artışın, aklımızın önüne geçmesine engel olmazsak gelecek asır ve bunu izleyen yüzyıllarda risk daha da artacak" diyor.Diğer varoluşsal risk araştırmacıları bu riski bir büyük bir cam kaba konulan top örnekleriyle açıklıyor.Her top bir yeni teknolojiyi, keşfi ya da icadı temsil ediyor. Topların çoğu beyaz ya da gri. Beyaz toplar insanlık için iyi şeyleri simgeliyor. Örneğin sabunun icadı. Gri toplarsa hem iyi hem de zararlı olabilecek şeyleri. Kabın içinde çok az sayıda da siyah top var. Bunlardan birini çekerseniz, insanlık yok olur.Bilinen ve bilinmeyen bilinmeyenlerBuna 'savunmasız dünya hipotezi' deniyor. Bu kavram, gelecekte olabilecek, çok nadir ama çok tehlikeli olaylara dikkat çekiyor. Şimdiye kadar henüz siyah topu çekmedik. Ama bu muhtemelen sayılarının çok az olmasından kaynaklanıyor. Elimiz bu toplara değdi ama şanslıydık.Siyah toplara dönüşebilecek pek çok buluş ve teknoloji var. Bunlardan bazılarını biliyoruz; nükleer silahlar ve virüs biyomühendisliği gibi.Ayrıca bilinen bilinmeyenler var. Makine öğrenimi ve gen teknolojisi gibi.Bir de bilinmeyen bilinmeyenler var. Daha bunların tehlikeli olup olmadığını bile bilemiyoruz. Çünkü daha yaratılmadılar.Ortak olmayan varlıklar trajedisiFelaketle sonuçlanabilecek risklere neden hak ettiği önemi vermiyoruz? Wiener'in insanların aşırı riskler konusundaki yanlış algısını "ortak olmayan varlıklar trajedisiyle" açıklıyor.Ortak varlıklar trajedisi kavramını duymuşsunuzdur: Kendi çıkarlarına odaklanan bireylerin ortak kaynakları yanlış yönetimini tanımlar. Herkes kendisi için iyi olanı yapar. Ama sonunda herkes zarar görür. İklim değişikliği, ormansızlaşma ve aşırı avlanma gibi.Getty ImagesTrinity testinin yapıldığı alan (neyse ki) yanarak yok olmamış göğün altında, parmaklıkların arkasında tutuluyorOrtak olmayan varlıklar trajedisi farklı. Wiener'e göre bu, insanların ortak varlıkları yanlış yönetmesini değil, nadir ve felaketle sonuçlanabilecek riskleri yanlış algılamasını temsil ediyor.Wiener bunu üç nedene dayandırıyor.Birincisi bu nadir felaketlerin "bulunmazlığı". Yakın zaman önce olmuş, dikkat çekici olayları akla getirmek, hiç yaşanmamış olayları düşünmekten daha kolay.Beynimiz geleceği, geçmişle ilgili anılara bakarak kurgular. Eğer bir risk, habere dönüşmüşse (örneğin terörizm) kamuoyu kaygısı artar, siyasetçiler harekete geçer, yeni teknolojiler geliştirilir vb.Ortak olmayan trajedilerin öngörülmesindeki özel zorluk ise deneyimlerden ders alma şansımızın olmamasından kaynaklanıyor. Çünkü bunlar asla manşetlerde yer almaz. Ama bunlar olunca oyun bitmiştir demektir.Nadir felaketlerle ilgili yanlış algımızın ikinci nedeni ise büyük faciaların "uyuşturma" etkisidir.Psikologlar insanların kaygılarının felaketin ağırlık derecesiyle doğru orantılı olarak artmadığını gözlemliyor.Kabaca ifade edecek olursak, insanlara dünyadaki tüm insanların ölmesinden ne kadar kaygı duyduklarını sorun. Alacağınız yanıt, bir kişinin ölümünden duydukları kaygının yedi-buçuk milyar katı değildir. Üstelik yok olacak gelecek nesiller de hesaba katılmaz.Aksine sayı büyüdükçe bireysel trajedilere kıyasla kaygılarının düştüğüne dair bulgular da vardır.Gazeteci Tiffanie Wen, BBC Future için kaleme aldığı bir yazısında Rahibe Teresa'nın şu sözünü hatırlatıyor:"Beni kitleye bakmak harekete geçirmez. İçlerinden birine bakınca harekete geçerim."Son olarak Wiener "caydırıcılığın olmaması" etkisinin risk alan kişileri daha özgür davranmaya teşvik ettiğini söylüyor. Çünkü hesap verme zorunluluğu yok. Yani sizin kararlarınızın sonuncunda dünyanın sonu gelirse kimse size ihmal davası açamaz.Yasalar ve kuralların, insanları, canlı türlerinin sonunu getirecek pervasız davranışlardan caydıracak gücü yok.Belki de en rahatsız edici şey, ortak olmayanların trajedisinin kazayla - güç zehirlenmesi, aptallık ya da ihmal sonucu gerçekleşme olasılığının olması.Yapay zeka araştırmacısı Eliezer Yudkowsky, "Mevcut koşullarda, dünyayı yok etmek isteyenlerin sayısı fazla değildir. Yüzü olmayan şirketler, müdahaleci hükümetler, sorumsuz bilim insanları ve diğer kötü güçler kâr elde edebilecekleri, kendi düzenlerini kurabilecekleri ya da diğer kötülüklerini yapabilecekleri bir dünyaya ihtiyaç duyarlar. Dünyanın sonu gelirse bu muhtemelen yanlışlık sonucu olacak" diyor. BBC Türkçe

AKP'nin Mart'taki kongresi kabine değişimi getirir mi?

AKP'nin Mart'taki kongresi kabine değişimi getirir mi? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın partiyi 2023 seçimlerine taşıyacak kadroların belirleneceği 24 Mart'ta yapılması planlanan 7. Olağan Büyük Kongre'de parti yönetiminde kapsamlı değişiklik yapması bekleniyor. Ayşe Sayın kulislerde konuşulan senaryoları aktarıyor. Getty ImagesCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın partiyi 2023 seçimlerine taşıyacak kadroların belirleneceği 24 Mart'ta yapılması planlanan 7. Olağan Büyük Kongre'de parti yönetiminde kapsamlı değişiklik yapması bekleniyor.2018'den bu Berat Albayrak'ın istifası ve Cahit Turhan'ın Ulaştırma Bakanlığı'ndan alınması dışında kabinede değişikliğe gitmeyen Erdoğan'ın, parti yönetimindeki yenilenmeye paralel olarak, kabinede de kapsamlı revizyon yapabileceği ifade ediliyor.Eski Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak da, Erdoğan'ın hafta başında kendisinden övgüyle söz ettiği açıklamaların ardından kabine ve parti yönetimi değişikliği senaryoları içinde konuşulmaya başlandı.2019 yerel seçimlerinde başta İstanbul, Ankara olmak üzere birçok büyükşehri kaybeden AKP'de, uzun süredir güçlü bir değişim beklentisi olduğu biliniyor.Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimlerden sonra, seçmenin "değişim mesajını aldıklarını ve gereğini yapacaklarını" açıklamıştı.Ancak teşkilatlardan başlatılması planlanan değişim, kongre süreci sonrasına bırakılmıştı.Önce reform paketlerini açıklayacakErdoğan'ın bir yandan reform paketlerini açıklarken, bir yandan da kadrolarında yapacağı değişiklikle, seçmene "yenilenme" mesajı vereceğine dikkat çekiliyor.Ekonomi yönetimindeki değişimin ardından "ekonomi" ve "yargı reformu" için çalışma başlatma kararı aldıklarını açıklayan Erdoğan Büyük Kongre'den önce reform paketlerini açıklayacak.Erdoğan 2 Mart'ta yargı reformu kapsamında hazırlanan "İnsan hakları eylem planını", Mart ayının ikinci haftası da ekonomide alanında yapacakları reform çalışmalarını açıklayacak."MKYK'nın en az yarısı değişebilir"Değişim beklentisini karşılamak için kongre takvimini 1 yıl öne çeken ve Aralık 2019'da başlatan AKP koronaravirüs salgını nedeniyle iki kez il ve ilçe kongrelerine ara vermek zorunda kaldı.24 Şubat'ta il kongreleri tamamlayan AKP'de kongre süreci 24 Mart'ta 7. Olağan Büyük Kongre ile sona erecek.Parti kaynaklarından edinilen bilgiye göre kongrelerde parti teşkilatlarındaki değişim oranı yüzde 70'i buldu.İstanbul'un da aralarında bulunduğu 50 dolayında da il başkanı değişti.AKP kulislerinde, geçmiş yıllarda olduğu gibi partinin karar organı olan Merkez Karar ve Yönetim Kurulu'nun (MKYK) en az yarısının değişebileceği ifade ediliyor."Genel merkezden kabineye isimler kaydırılabilir"Kulislerde kongrede parti yönetiminde yapılacak değişime paralel olarak kabinede de kapsamlı değişiklik olabileceği konuşuluyor.Getty ImagesYeni kabinede siyasetçi isimlere daha fazla yer verilebileceği ve hatta mevcut parti yönetimindeki bazı isimlerin de kabineye alınabileceği dile getiriliyor.AKP kulislerinde, parti sözcüsü Ömer Çelik'in kabineye kaydırılabileceği konuşuluyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olmak için TBMM Başkanlığı'nı bırakan eski Başbakan Binali Yıldırım'ın adı Cumhurbaşkanı Yardımcılığı ya da Meclis grup başkanlığı için geçiyor.AKP'de Albayrak yorumu: Kırılma yaşandı, tamiri zaman alırDöviz kurlarındaki rekor yükselişlerin yaşandığı geçen yıl Kasım ayında, Instagram hesabı üzerinden sitem dolu bir metinle Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan istifasını açıklayan Erdoğan'ın damadı Berat Albayrak'ın yeniden siyaset sahnesine dönebileceği de yoğun olarak konuşulmaya başlandı.Albayrak ile ilgili senaryoların gündeme gelmesinde, muhalefetin eleştirileri üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hafta başında yaptığı "CHP ve şürekası, eski bakanımız Berat Albayrak'ı ve onun nezdinde tüm ailemle birlikte şahsımı hedef alan bir kampanya yürütüyor. Berat Bey'in en büyük talihsizliği, damat sıfatının başarılarının önüne geçirilmiş olmasıdır" açıklaması etkili oldu.Ancak AKP içinde bir kesim Albayrak'ın dönüş ihtimaline temkinli yaklaşıyor.Muhalefetin Albayrak üzerinden aynı zamanda Erdoğan'ı hedef aldığına işaret eden bazı AKP kurmayları, bu nedenle de sahip çıkmasının doğal olduğuna işaret ediyorlar.BBC Türkçe'ye değerlendirmede bulunan AKP'li bir siyasetçi, Albayrak'ın istifasını açıklarken kullandığı üsluba da dikkat çekerek, "O süreçte bir kırılma yaşandı. Tamiri biraz zaman alabilir. Onun için yakın zamanda hemen bir görev verilmesini beklemek doğru değil" ifadelerini kullandı.Bazı kaynaklar ise Albayrak'a bir görev verilse bile bunun kabine değil, ilk aşamada parti yönetimi olacağı görüşünü dile getiriyor.Bunun nedeni olarak da Albayrak'ın kabineye alınmasının, piyasalar tarafından olumsuz algılanabilecek olması gösteriliyor."Partili cumhurbaşkanlığından dönülmez"Kongre süreci yaklaşırken daha önce de tartışılan Erdoğan'ın parti genel başkanlığını bırakacağı iddiası da yeniden gündeme geldi.Ancak AKP yönetimi, bu iddiaları kesin bir dille reddediyor ve parti dışındaki bazı kesimlerce seslendirildiği ifade ediliyor.MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin "adını koyalım" diyerek partili cumhurbaşkanlığı sistemine ilişkin anayasa değişikliği sürecini başlattığı anımsatılarak, sistemden geriye dönüş olmayacağını ifade ediliyor.AKP'nin bir "lider partisi" olduğuna vurgu yapan AKP kurmayları, Erdoğan'ın parti yönetimini de kendisinin belirlemek istediği, bu nedenle genel başkanlığa "çok güvendiği" bir ismi getirse bile ilerleyen süreçte çatışmanın kaçınılmaz olacağını ifade ediyorlar. BBC Türkçe

İstihbarat raporunu bilen yetkili konuştu: Kaşıkçıcinayetine Muhammed bin Selman onay verdi

İstihbarat raporunu bilen yetkili konuştu: Kaşıkçı cinayetine Muhammed bin Selman onay verdi ABD istihbaratının bugün açıklaması beklenen raporunda, gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesine Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın (MBS) onay verdiği bildirildi. Bloomberg'in, söz konusu istihbarat raporunu bilen ancak adı açıklanmayan bir yetkiliye dayandırdığı haberine göre, raporun bulguları Veliaht Prens bin Selman'ı işaret ediyor.Habere göre ağırlıklı olarak Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ile diğer istihbarat kurumlarının katkı ve Ulusal İstihbarat Direktörlüğü (DNI) tarafından derlenen raporda, Kaşıkçı'nın 2018 Ekim ayında Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğunda öldürülmesine MBS'nin onay verdiği sonucuna varıldı.MBS'nin Kaşıkçı cinayetindeki rolünün detaylarının raporda ortaya çıkacağı belirtilen haberde, 2018 yılından bu yana kamuoyuna açıklanmayan raporun ABD-Suudi Arabistan ilişkilerine önemli ölçüde etki edebileceği kaydedildi.ABD medyasına göre DNI'nın söz konusu raporu bugün kamuoyuna açıklaması bekleniyor.Öte yandan ABD medyasında konuyla ilgili olarak çıkan diğer haberlerde, raporda MBS'nin cinayete onay vermesinin dışında muhtemelen talimatı veren kişi de olduğuna ilişkin bulguların paylaşılacağı belirtildi.Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman'a yönelik eleştirileriyle bilinen ve Washington Post gazetesinde köşe yazarlığı yapan Cemal Kaşıkçı, 2 Ekim 2018'de gittiği Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğundan bir daha çıkmamıştı. Kaşıkçı'nın daha sonra konsoloslukta öldürüldüğü ve cesedinin parçalandığı ortaya çıkmıştı.ABD Başkanı Biden, dün Suudi Arabistan Kralı Selman ile telefonda görüşmüş, ancak görüşmeye ilişkin Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada Kaşıkçı cinayetinin gündeme gelip gelmediği detayı yer almamıştı. AA

ABD Hazine BakanıYellen: Aşılama küresel ekonomiye sağlanabilecek en güçlüteşvik

ABD Hazine Bakanı Yellen: Aşılama küresel ekonomiye sağlanabilecek en güçlü teşvik ABD Hazine Bakanı Yellen, Covid-19 salgınını kontrol altına almanın güçlü bir ekonomik toparlanma için önemli olduğunu belirterek, hızlı ve gerçekten küresel bir aşılama programının ekonomiye sağlanabilecek en güçlü teşvik olduğunu ifade etti. ABD Hazine Bakanı Janet Yellen, 26 Şubat'ta video konferans yöntemiyle düzenlenecek G20 Maliye Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları toplantısı öncesi G20'deki mevkidaşlarına yönelik bir mektup kaleme aldı.Küresel toplumun bir yılı aşkın süredir yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgınının neden olduğu sağlık krizi ile ekonomik krizin zorluklarıyla karşı karşıya olduğunu anımsatan Yellen, salgınının halkın sağlığı ve refahı, ekonomiler ile toplumların sosyal dokusu üzerindeki yıkıcı etkisinin görülmeye devam ettiğini kaydetti.Yellen, bu krizlere karşı hiçbir ülkenin tek başına zafer ilan edemeyeceğini ve iş birliğinin önemli olduğunu belirterek, "İlk görevimiz virüsü durdurmak olmalı. Dünya genelinde salgını kontrol altına almak, güçlü bir ekonomik iyileşme için çok önemlidir." değerlendirmesinde bulundu.MALİ DESTEĞİ ERKEN ÇEKMEME ÇAĞRISIABD'nin yerel ve küresel aşılama kampanyasına verdiği öneme işaret eden Yellen, aşılara erişimin olmaması halinde özellikle düşük gelirli ülkelerin daha fazla can kaybı yaşayacağını ve ekonomik toparlanmanın gereksiz yere gecikeceğini aktardı.Yellen, G20 ülkelerine aşılamaya yönelik girişimlere verdikleri desteği artırma çağrısında bulunarak, "Hızlı ve gerçekten küresel bir aşılama programı, küresel ekonomiye sağlayabileceğimiz en güçlü teşviktir." ifadesini kullandı.Vatandaşlara ekonomik destek sağlamaya ve ekonomileri daha güçlü ve kapsayıcı olacak şekilde yeniden inşa etmeye devam edilmesi gerektiğini vurgulayan Yellen, "G20 ülkelerini önemli mali ve maliye politikası önlemleri almaya devam etmeye, desteği çok erken çekmekten kaçınmaya çağırıyorum." ifadesine yer verdi.YELLEN'DAN DÜŞÜK GELİRLİ ÜLKELER İÇİN YENİ SDR TAHSİSİNE DESTEKYellen, özellikle düşük gelirli ülkelerin salgından ağır bir darbe aldığına dikkati çekerek, bu ülkelerin sağlık krizi ile ekonomik krize yanıt verebilmek için sınırlı politika seçenekleriyle karşı karşıya olduğunu bildirdi.Düşük gelirli ülkeleri desteklemek için daha fazla uluslararası eylem olmaması halinde küresel ekonomide tehlikeli ve kalıcı bir sapma riskiyle karşı karşıya olunacağını belirten Yellen, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası gibi kurumların küresel sağlık müdahalesinin finansmanında, yeşil toparlanmanın desteklenmesinde ve borç kırılganlıklarının ele alınmasında rol oynamaya devam etmeleri gerektiğinin altını çizdi.Yellen, "IMF'ye yeni özel çekme hakları (SDR) tahsis edilmesi, düşük gelirli ülkelerin çok ihtiyaç duyduğu sağlık ve ekonomik toparlanma çabalarını kolaylaştırmak için likiditeyi artırabilir." değerlendirmesinde bulundu.ABD Hazine Bakanı Yellen, devam eden ikili finansmanın yanı sıra, düşük gelirli ülkelerdeki toparlanma çabalarını desteklemek için daha fazla SDR kanalize edilmesi gerektiğini vurguladı."G20, DİJİTAL ÖDEME ÇALIŞMALARINI DESTEKLEMEYE DEVAM ETMELİ"Salgının iş ve günlük yaşamın çoğunu çevrim içi ortama taşıdığına da dikkati çeken Yellen, şunları kaydetti:"İnsanların giderek dijitalleşen bu dünyaya uyum sağlamasına yardımcı olmaya yönelik çabalara yatırım yapmalıyız. G20, Finansal İstikrar Kurulu ve standart belirleme organlarında dijital ödemeler konusundaki çalışmaları desteklemeye devam etmeli. Kötü niyetli ve yasa dışı faaliyetler için kullanımları dahil olmak üzere olası riskleri azaltırken ödeme sistemlerimizin hızını ve verimliliğini artırabileceğimize inanıyorum."Yellen, Covid-19 salgının iklim değişikliğiyle mücadelede küresel iş birliğine ihtiyaç olduğunu gösterdiğini belirterek, gerçek anlamda kolektif ve çok taraflı bir yanıtın bu küresel soruna tek gerçekçi çözüm olduğunu ifade etti. AA

İstanbul'da bir yük gemisi makine arızasınedeniyle Ahırkapı'yaçekildi

İstanbul'da bir yük gemisi makine arızası nedeniyle Ahırkapı'ya çekildi Zeytinburnu açıklarında Moldova bayraklı "New Way" isimli kuru yük gemisi, makine arızası nedeniyle Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü (KEGM) römorkörü ile Ahırkapı'ya demirletildi. Rusya'nın Azov Limanı'ndan Tekirdağ'a doğru hareket ettiği öğrenilen kuru yük gemisinde makine arızası meydana gelince KEGM ekiplerinden yardım talebinde bulunuldu.Bunun üzerine 114 metre uzunluğundaki Moldova bayraklı New Way isimli gemi, Zeytinburnu açıklarında KEGM römorkörleri tarafından halat verilerek Ahırkapı'ya çekildi. AA

‘ÜçKız Kardeş’Dijital Sahne’de

‘Üç Kız Kardeş’ Dijital Sahne’de Dijital Sahne'nin bu haftaki gösteriminde Rus yazar Anton Çehov’un başyapıtlarından “Üç Kız Kardeş” seyirciyle buluşuyor. Zorlu PSM prodüksiyonu, Based Istanbul işbirliği ve Türk Tuborg AŞ’nin katkılarıyla hayata geçirilen “Dijital Sahne”nin bu haftaki gösteriminde Rus yazar Anton Çehov’un başyapıtlarından “Üç Kız Kardeş” seyirciyle buluşuyor. İbrahim Çiçek’in uyarlaması ve yönetmenliğindeki “Üç Kız Kardeş”in başrollerinde Başak Daşman, Nur Fettahoğlu ve Şükran Ovalı yer alıyor. Oyun, Zorlu PSM’nin YouTube kanalında izlenebiliyor. cumhuriyet.com.tr

Kaan Boşnak’tan yenişarkı

Kaan Boşnak’tan yeni şarkı Kaan Boşnak’ın yeni şarkısı “İçi Dolu Her Şeyim” Sony Music Turkiye etiketiyle yayımlandı. Şarkının sözü, bestesi ve düzenlemesi Kaan Boşnak imzası taşıyor. Prodüktörlüğünü Kaan Boşnak ve Mert Medeni’nin yaptığı “İçi Dolu Her Şeyim” teklisinde gitarlar, vokal, bas gitar, klavye ve davulda da yine Kaan Boşnak imzası dikkat çekiyor.  cumhuriyet.com.tr




Gallery

İnternet Nasıl Çalışır

Newsletter